Deli gibi saldırırlardı, 1999-00 sezonunun bahar takviminde özellikle kendi evlerinde oynadıkları bir çok maçta beklenmeyen puan kayıpları şampiyonluk hayallerini sonlandırmış, akabinde Galatasaray eşleşmesi ile uefa'da da kupa alamadan sezonu kapatmışlardı.
Bowyer gibi hayvani bir topçunun zaman içinde kendini mental problemlerle yok ettiğini görmek, Bridges gibi en fazla umut vaat eden forvetin Beşiktaş maçında başlayıp uzun süren sakatlığı ve toparlanamayıp Hull'a kadar düşen kariyeri(en son sydney’de bir takımdaydı), David O'leary'in bir daha asla yakalayamadığı atak futbol anlayışı, Ian Harte'ın 10 numara frikik ve ortaları, Avustralya'dan yeni gelmiş taze Kewell'ın fuleleri ve daha sayılabilecek bir çok örnek "neden böyle bitti ki?" dedirtir.
Leeds'i bir an için okul olarak kabul edersek, 1999-2000 sınıfı, muhtemelen Cantona'lı şampiyonluk yaşayan takımdan bu yana tüm taraftarların gördüğü en iyi takımdı. (70’leri saymıyoruz tabii ki) Çoğunun yaşadığı en güzel şeylerin başlangıcı ve tavanıydı. Takım bir kaç sene daha tutunacak, şamp.ligi yarı finali dahi oynayacak, ancak sonra süratle uçuruma sürüklenecekti.
Bu takımın sırrını şimdi bile hala düşünürüm, iyi bir jenerasyon mu yoksa hoca mı? Ama hocanın daha sonra yaptıkları da ortada olunca, yukarda sayılan oyuncuların takımı ve hocayı yücelttiği de bir gerçek olarak ortaya çıkıyor.
Kimse mutlu olmadı ondan sonra, biraz Woodgate parlattı o dönemden sonra kendini, Viduka orta takımların büyük golcüsü oldu, sakatlıklardan arta kalan zamanlarda da Kewell gösterdi kendini. Harte’in başarısız ispanya deneyimini saymıyorum bile.

2000- 2001 de iyi sezonlardı ama formayla başlayan değişim, popülarite, inanılmaz harcamalar neticede bir efsanenin sonunu hazırladı. Silinen puanlar, küme düşürülme kararı, takımın el değiştirmesi, derken şimdilerde 3.ligden kurtulmaya çalışma çabaları…
Takımın yönetiminde ki basiretsizlik o kadar aşikârdır ki robbie fowler kitabında kendisinin daha ucuza alınabilecekken nasılda astronomik bir fiyata alındığına ve sonra nasıl yok pahasına satıldığını anlatır. Bundan 5-6 sene önce Leeds Üniversitesi kulübün yaşadığı olayların ve idare şeklinin ekonomi bölümünde “case study” olarak okutulacağını duyurmuştu.
Her insanın çimlerine çıkıp top oynamak istediği bir stat vardır. Eskiden olsa Cantona ile Old Trafford derdim, ama şimdi biliyorum ki Elland Road’da bir maça çıkmak bence hepsine bedel. Aklımda onları gördüğüm o an var, beyaz puma-packard bell” ve inanılmaz atmosfer.